Hayatı Hafife Almak
Bir varmış bir yokmuş derken, benim küçük kızım bir baktım
ki genç kız olmuş…
Daha o çocukken yaşama hayalini kurduğum... beni hem mutlu
eden, hem de bana burukluk hissettiren günlerden bir gün…
Kızım genç kız oldu ve annesiyle karşılıklı kahve içip
sohbet ediyor. Onun büyüyüp bana arkadaş olmasıyla gururlanırken, diğer yandan yaşlandığımı
düşünüyordum. İçim burkuluyordu.
Kahve yudumlarken sarı çiçeğim diye sevdiğim kızıma bakarak
düşüncelere daldım.
-Anneeee! Daldın yine, sohbet etmeye geldik şuraya…
Aklımda olanları ona nasıl aktarmalıydım, kırmadan,
incitmeden, tatlı tatlı…
Soru sorarak başlamak iyi bir strateji olabilirdi.
-Sence bir şeyi hafife almak ne demek?
Şaşkınlığını gizlemeye çalışarak, yüzünde gülümseme ile
kızım cevap verdi.
+Güzel bir soru anneciğim, bir şeyi önemsememek, değerini
yok saymak. Ya da küçük olduğu için ona dikkat etmemek olabilir mi?
-Olabilir sarı çiçeğim, ama sanki biraz eksik kaldı gibi.
Hakkını vermemek, hak ettiği değeri vermemek. Aslında ne kadar önemli değil mi?
Pekiiii… Sence hayatımızda hafife aldığımız konular neler olabilir?
+Anneciğim, kendimi üniversite sınavında gibi hissettim bir
an. Öyle ciddiyetle soruyorsun ki, sanki bu konu senin canını sıkmış gibi.
Düşünceli ama gülümsemeye çalışarak kızımı izliyordum.
Haliyle cevap vermek zorunda hissetti kendini.
+Hıımmm, yani birden sorulunca bilemedim, ciddiyetin de beni
heyecanlandırdı. İnsan bazen canının istemediği şeyleri hafife alıyor
olabilir… Peki sen ne düşünüyorsun bu
konuda? Belli ki üzerinde düşündüğün hatta üzüldüğün bir konu. Gözlemlerini ve
düşüncelerini merak ediyorum anneciğim.
-Günümüzde birçok insanın, hatta en çok da gençlerin, “Nasıl
olsa zamanım var, yarın yaparım.” diyerek hayatı ertelediklerini görüyorum.
Sanki çok zamanıları varmış gibi... Bu canımı sıkan bir mesele sarı çiçeğim...
Çünkü insan böyle böyle zamanın hakkını vermeden ziyan olmuş hayatlar içinde
savrulup gidiyor. Bir kere geliyorum
dünyaya her şeyi yaşamalıyım mantığı ile detaylı irdelemeden, yapıp
ettiklerinin nereye varacağını düşünmeden akıp giden zamanlar, o zamanları
dolduran insanlar… Sanki dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibaretmiş gibi
oyalanmadan ibaret öyküler…
Her “Yarın yaparım.” dediğinde aslında kaybettiğinin
farkında olmuyor insan. Hayatı hafife aldığını bilmeden, hayatı hafife almanın
bedelini çok ağır ödeyebiliyor. Maalesef hayat beklemiyor ve zaman da durmuyor,
akıp gidiyor. Hayat bir oyun değil, bizler de oyalanmaya gelmedik bu dünyaya.
İnsan çok küçük şeylerden ne kadar büyük kaybettiğinin farkında değil.
Eve girdiğinde bir selam vermek gibi…
Yemek yedikten sonra eline sağlık deyip teşekkür etmek gibi…
Sabah kalktığında bir günaydın demek ya da yeni günü
tebessümle karşılamak gibi…
Yapılması gereken bir şeyi, söz verilmesine rağmen yapmamak
gibi…
Bir kerelik yalan, bir kerelik kırıcı söz, bir kerelik
ihmal… Aman canım bir kereden bir şey olmaz demek gibi…
Derslere çalışacağı zaman “çok yorgunum, canım istemiyor, yarın
bakarım” demek gibi.
İbadetlerini yapacağı zaman gencim nasıl olsa daha vaktim
var demek gibi…
İnsanları görünüşlerine göre yargılayıp basit görmek gibi…
Yaptığın işine özen göstermemek, iyi yapmamak gibi.
İnsan hata yapabilen bir canlı sarı çiçeğim. Elbet hata
yapacağız... Hata yaptığızı fark etmemiz ve ondan ders çıkarabilmemiz hatamıza
rağmen ilerleyebilmemizin en önemli adımı... Lakin önemsemiyoruz.
Bütün mesele bu değil miydi zaten?
Hatalarımızı yok etmekten değil, azaltmaktan sorumluyuz.
Bunun için de basit ama küçük şeyleri hafife almamak çok kıymetli.
Bir tebessüm, bir dua, bir iyilik... Hafife alma... Hepsi
değerli….
Çıkacağımız her yol bir adımla başlar. Koşmadan önce
yürümeli, hızlanmadan önce mutlaka ilk adımı önemsemeli… Hafife alınmayacak
kadar önemli.... Ne kadar küçük ve ciddi, o kadar büyük ve derin…
O zaman insanoğlu görev ve sorumluluklarını yerine getiriken
sürecini hafife almadan hangi adımlarla başlasın?
Milyarlarca insan içinde, ‘bir’ kişinin ne önemi olabilir ki?
Bunun cevabını, o ‘bir’ kişiye sorun!
"Deneyimsel Tasarım Öğretisi" insanın gerçek amacını amaç edinmiştir.
Doğru karar alabilmek, doğru seçimler yapabilmek için insanı açık bir bilince yönlendirir. Problemlerin gerçek çözümlerine yönelik stratejiler verir.
"Kim Kimdir" ile başlayan, "İlişkilerde Ustalık" ve "Başarı Psikolojisi" ile devam eden programları insanların kendi dünlerine göre daha mutlu ve daha başarılı olmalarına katkı sağlar.



neden hafife alır? Bak bu da önemli… hafife almak ya da almamak evet… bir adım öncesi de var… neden hafife alıyorum veya almıyorum? Kibrimden? Gururumdan… ? Ve daha nicesi… yardımmmmm 🤗
YanıtlaSilİlk başlayacağı şey sanırım en basit şey, bir işi hafife almadan yapmak.
YanıtlaSilHafife aldıklarımız, hafif sandıklarımız değil mi aslında büyüttüklerimiz…
YanıtlaSilYazınız için teşekkürler :)
Her “Yarın yaparım.” dediğinde aslında kaybettiğinin farkında olmuyor insan. 😔
YanıtlaSilHafife almamak, bunu dahi ertelemek… kaleminize sağlık 🌿🥹☺️
YanıtlaSilÇıkacağımız her yol bir adımla başlar. Koşmadan önce yürümeli, hızlanmadan önce mutlaka ilk adımı önemsemeli… Hafife alınmayacak kadar önemli.... Ne kadar küçük ve ciddi, o kadar büyük ve derin…
YanıtlaSilBir tebessüm, bir dua, bir iyilik... Hafife alma... Hepsi değerli….
YanıtlaSilEvet, erteleyince, bazen geç kalabilir insan bazı, şeylere
Ne kadar da eminiz sonra yapacağımız şeylerden. Oysa bir varmış bir yokmuş hayat...
YanıtlaSil